İstanbul'da Bir Orman Müzesi
Doğada mantar ararken gözlerimiz gnellikle hep yerdedir, ancak, mantarları nasıl ki mevsimine göre arıyorsak bakmamız gereken önemlik bir nokta daha var: Ağaçlar.
Ormanın altında milyonlarca yıl yaşamış mantarların ağaçlarla çok sıkı bir bağı vardır. Hatta bulunduğunuz merada hangi mantarların bulunacağını sadece ağaçlardan anlayabilirsiniz.
Mantarlar ve ağaçlar çok eski arkadaştırlar.
Neden ağaç türlerini bilmeliyiz?
Mantarların çoğu ağaçlarla simbiyotik yani karşılıklı çıkara dayanan bir ilişki içindedirler ve ağaçların mantarlara ihtiyacı kadar, mantarlar da ağaçlara ihtiyaç duyar. Mikorizal mantarlar, ağaçların köklerine tutunarak onlara topraktan su ve mineral taşırken, karşılığında ağacın fotosentez yoluyla ürettiği şekerleri alırlar.
Belli mantar türleri sadece belli tür ağaçlar etrafında gelişir. Yani meşe ağacını çamdan, kayınız kestaneden ayıramıyorsanız, biraz daha bu konuda çalışmaya ihtiyacınız var demektir. İnanın bilginiz arttıkça ormanları ve mantarlar daha çok seveceksiniz. Ağaçları tanımak, harita okumak gibidir.
Hangi mantar hangi ağacı sever?
Çam ve İğne Yapraklılar: Özellikle sonbahar yağmurlarından sonra çam ormanlarının asitli toprakları, lezzetli Kanlıca (Melki) mantarı için en ideal habitatlardır.
Meşe ve Kestane: Bu geniş yapraklı ağaçların kökleri, mantarların şahı sayılan Porcini (Çörek Mantarı) ve gurme mutfakların vazgeçilmezi Borazan mantarı ile harika ortaklıklar kurar.
Kayın ve Kavak: Sağlıklı köklerden ziyade, ölü veya zayıf düşmüş kayın ve kavak gövdeleri, çürükçül beslenen İstiridye (Kayın) mantarı ve nadide Aslan Yelesi gibi türlere ev sahipliği yapar.
İstanbul veya çevresinde yaşıyorsanız ağaçları hızlıca tanımak ve hissetmek için güzel bir kaynağa, bir orman müzesine sahipsiniz:

..Atatürk Arboretumu
Ağaç türlerini sadece kitaplardan veya videolardan öğrenmek zordur. Kabuk dokusuna dokunmak, yaprak şeklini incelemek ve ağacın genel formunu hafızaya kazımak için doğada bolca vakit geçirmek gerekir. İşte tam bu noktada, İstanbul'un kalbinde, Belgrad Ormanı'nın güneydoğusunda yer alan Atatürk Arboretumu devreye giriyor.
Burası sadece hafta sonu yürüyüş yapılacak veya fotoğraf çekilecek güzel bir park değil; aynı zamanda Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından getirilmiş binlerce odunsu bitki ve ağaç türünü barındıran devasa bir açık hava müzesidir.
Bir mantar araştırmacısı için Atatürk Arboretumu'nun sunduğu benzersiz fırsatlar şunlardır:
Etiketli Öğrenme: Arboretumdaki her ağacın türü ve Latince ismi etiketlenmiştir. Bu sayede "Acaba bu sapsız meşe mi yoksa mazı meşesi mi?" şüphesine düşmeden ağaçları kesin ve doğru bir şekilde tanımayı öğrenirsiniz.
Farklı Habitatları Gözlemleme: Çok farklı ağaç gruplarının altındaki toprak yapısını, gölge oranını ve döküntü örtüsünü aynı gün içinde, birbirine çok yakın mesafelerde inceleme şansı bulursunuz.
Göz Eğitimi: Arboretuma yapacağınız düzenli yürüyüşler, doğaya asıl mantar toplamaya çıkmadan önce görsel hafızanızı eğitmek için en iyi antrenmandır. (Unutmayın: Arboretum sınırları içerisinde bitki, tohum veya mantar toplamak kesinlikle yasaktır; burası sadece gözlem ve eğitim alanımızdır.)
Özetle, sepetinizi lezzetli ve doğru mantarlarla doldurmanın yolu, yüzünüzü topraktan biraz olsun kaldırıp ormanın devasa bekçilerini tanımaktan geçiyor.
Size süper bir haberim de var; Atatürk Arboretumunu kitaptan okuyup canlı olarak dolaşmak en iyisinidir. Bu konuda hemen bir kitap önerimiz gelecek: Orman Genel Müdürlüğü yeyınevi tarafından basılan ve Selma Şengönül, Hatice Yılmaz tarafından yazılan 2008 basımı Atatürk Arboretumu Ağaç ve Çalıları kitabını internet kaynaklarından ve ormanın internet sitesinden bulmanız mümkündür, sayfaya gimek için buraya tıklayabilirsiniz. Kitap hakkındaki sayfamıza burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
